24 Eylül 2018, Pazartesi

Son Güncelleme: Bugün

Turizm

17 Nisan 2017, Pazartesi 08:25

ARKEOLOGLAR HEYKELİN KALDIRILMASINA TEPKİ GÖSTERDİ

Torbalı belediyesinin ilçe meydanındaki antik ikiz kızlar heykelini kaldırıp yerine tuğra motifi koyması ulusal basında haber olmaya devam ediyor. Evrensel gazetesi arkeologlara konuyu sorarak haberleştirdi .

Torbalı belediyesinin ilçe meydanındaki antik ikiz kızlar heykelini kaldırıp yerine tuğra motifi koyması ulusal basında haber olmaya devam ediyor. Evrensel gazetesi arkeologlara konuyu sorarak haberleştirdi ..İşte o haber :

BU TOPRAKLARIN KÜLTÜRÜNE SAHİP ÇIKALIM

Geçtiğimiz günlerde, Torbalı Belediyesi’nin ilçenin meydanındaki tanrıça heykellerini kaldırıp yerine Osmanlı Tuğrası koyması epeyce tepki çekmişti. Torbalı Belediye Başkanının bu uygulamayı gerekçelendirmek için yaptığı açıklamalar ise neredeyse heykellerin kaldırılmasından daha vahim bulundu. Yerinden kaldırılan heykeller, Torbalı yakınlarında bulunan, erken tunç çağına ait yerleşimler barındıran ve adı “Ana Tanrıça Kenti” anlamına gelen Metropolis antik kentinden çıkan tanrıça Demeter ve kızı Pershephone’nin heykellerinin kopyası idi. Orjinalleri İzmir Arkeoloji Müzesinde bulunuyor. AKP’li Belediye Başkanı Adnan Yaşar Görmez, heykelleri kaldırarak sevaba girdiklerini belirterek, “Müslüman mahallede tanrıça heykeli olmaz” demişti. İzmir’de yaşamını sürdüren arkeolog, şair ve yazarlar uygulamanın, yaşadığı coğrafyanın kültürünü reddetmek anlamını taşıdığını ifade ederek, kaldırmak yerine aksine daha çok sahip çıkılması gerektiğini dile getirdiler.

HEPSİ BU TOPRAKLARIN KÜLTÜRÜ

Arkeolog Ahmet Uhri, Müslüman mahallesinde salyangoz satılabileceğine inandığını ifade ederek, “En önemlisi o. Bu konunun Müslümanı, Hıristiyanı, şusu, busu yok. Hepsi bu toprağın kültürü. Bu toprağın kültürünün bir ürünü olduğu için de bunlara sahip çıkılması gerekiyor. Yapmazlarsa bu cahillikten de öte bir şeydir” dedi. Fergun Özelli de bu uygulama ve yaklaşımın kendi geçmişini bilmemek anlamına geldiğini belirterek, “Bunu bile bilmeyen insanlarda her şeye karşı bir taarruz, bir asimile etme çabası var, kendi saçma ideolojileri, sonucu olmayan ideoloji ile” dedi. Bu yaklaşımın da bir nevi ırkçılık olduğunu ifade eden Özelli, “Sanatla bu şekilde uğraşmak, onu yok etmeye uğraşmak insan olamamanın bir göstergesi. Heykellerle bozdular. Oysa kendileri kendilerini put yapıyorlar, putları kaldırıyoruz derken. Kendilerini put haline getiriyorlar” diyerek tepki gösterdi. Özelli, bu konuda bir kampanya yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.

BU DEĞERLERİN HEPSİ BİZE EMANET

Şair Asuman Susam da, kültür tarihine dair hiçbir şeyin bizim malımız olmadığını vurgulayarak, “Doğa, toprak, hava, su, gök. Hepsi bize emanet. Bizden önce gelenlerin anısına, kültürüne, hayatlarına, bıraktıklarına saygı ancak bir görev olabilir. Dünya ve uygarlık tarihinin serüvenine böyle bakıyorum” dedi. “Kendimiz olana dair narsistik, egosantirik aşırılaşmış arzumuz ancak zayıf anlarda, dönemlerde, kim olduğumuza dair inançsızlığa düştüğümüz vakitlerde hortlar” diyen Susam, Ege’nin de tüm Anadolu gibi Cumhuriyetten, Osmanlı’dan, Bizans’tan çok çok önce farklı ve en eski uygarlıklara evsahibi olmuş eşsiz bir coğrafya olduğunu belirtti. Bu coğrafyanın birikimini görmezden gelme, onu görünmez kılma, yok saymanın ancak bilgi, bilinç ve inancında tereddüt olanların yapabileceği bir şey olacağını belirten Susam şunları söyledi: “Yoksa insan niye kendini heykellerin, kültlerin, ören yerlerinin tehdidi altında hissetsin. Tanrıça kültü, tanrıçaların varlığı bu toprakların anaerkil dönemlerine işaret. Eril aklın vandal, şiddet içeren ve yok edici tavrına karşı barışın, iyiliğin, hoşgörünün ve çokluğun sesi yankılanmış demek ki binlerce yıl önce buralarda. Buna ne güzel demek düşer, bunu korumak düşer, bu kültün barış mitlerini, söylencelerini şimdiki zamanımıza umutvar bir gelecek için taşımak düşer kanısındayım. Bunun dışındaki her şey insanın her şeyden önce kendi varlığına, varoluşuna ihanettir”.